Plüton’un Kalbine Yolculuk: New Horizons Uzay Görevi

Twitter’ın kurulduğu yılda uzaya fırlatılan New Horizons uzay aracının 9,5 yıllık uzay macerasına ve bu macera sırasında yaşadığı zorluklara bu yazımızda yakından göz atmaya ne dersiniz? Kendimizi keşfetme konusundaki en önemli arayışlarımızdan birine gelin tekrardan çıkalım.

2006 yılında Twitter’ın kurulduğu yıl fırlatılan bu derin öneme sahip araç fırlatılmasından sadece 1 yıl sonra Jüpitere vardığında ilk iPhone henüz yeni tanıtılıyordu. 2001 yılında başlayan bu derin görev için normalde 10 yıllık sürede tamamlanması gereken araç, Plüton’un güneş sistemindeki yörüngesi nedeniyle sadece 4 yılda tamamlanmak ve 1 yıl içinde de fırlatılmak zorunda kaldı.

Peki Aracın Esas Görevi Neydi?

Aracın asıl görevi Plüton’un atmosfer yapısını (eğer atmosferi varsa) ve yüzey yapısını tanımaktı. Ancak araç sadece bunları yapmakla kalmayıp Jüpiter’e ve onun uydusu olan IO’ya ilk yakın uçuşu gerçekleştirerek güneş sistemindeki en büyük volkan patlamasını kaydetti.

IO uydusundaki devasa volkan patlamaları:

Özetle aracın asıl görevi bizlere Plüton’dan görüntüler sunarak onun yapısını incelememize ve onu daha fazla anlamamıza yardım etmekti, çünkü araç Plüton’a ulaşmadan önce elimizde Plüton’a dair birkaç pikselden oluşan fotoğraflar dışında hiçbir veri yoktu.

2010 Yılında Hubble Uzay teleskobu tarafından çekilen en net Plüton görüntüsü.

Hubble’dan gelen bu görüntüleri farklı ışık spektrumlarına tutarsak, Plüton’un atmosferi hakkında birkaç bilgi edinebiliriz, ancak yine de bu bilgiler bizlere yetersiz geleceğinden dolayı New Horizons kesin olarak gerekli bir araçtı. Peki ortalama -234 C sıcaklığa sahip olan bu gezegenin yüzey özellikleri neler? Hava Plüton’un güneşten en uzakta olan gezegen olması nedeniyle o kadar soğuk ki gezegende Azot, Karbonmonoksit ve Metan buz olarak bulunmakta.

Plüton’un ismi ise sanılanın aksine Disney çizgi filmlerindeki Plüton adlı köpekten gelmiyor. Tam aksine çizgi filmdeki köpek tasarlanırken Disney’in kurucusu olan Walt Disney çizdiği köpeğe bu adı vermiş.

Peki New Horizons Uzay Aracı Ne İle Çalışıyor?

Benzin? LPG? Hadi biraz daha yakınlaşalım; Güneş panelleri? Plüton gibi bir gezegenin güneşe uzak olmasını şu şekilde anlatabiliriz, güneşe gözünüzde tam 10 adet güneş gözlüğü takılıyken baktığınızı düşünün. Güneşi görebilmeniz bile çok zor olacaktır. Hal böyle olduğundan dolayı bir uzay aracının en az 5 milyar km mesafeden güneş panelleri için enerji depolaması çok zor olacaktır. Bu nedenle NASA çalışanları aracın yapımı sırasında Plütonyumla çalışan bir jeneratör kullanmaya karar verdi. Bu plütonyum jeneratörü fazla radyasyon yayabileceğinden dolayı uzay aracının devrelerini bozmaması için aracın dışına yerleştirildi. Bu sayede aracın iç aksamları radyasyondan korunmuş oldu. Peki bu plütonyum jeneratörü araca ne kadar enerji sağlamakta? Plütonyum veya radyoaktivite gibi kelimeleri duyar duymaz hemen binlerce Wattlık enerji kaynaklarını aklımıza getirebiliriz. Ancak sandığınızın aksine araç sadece 2 ev ampulünü çalıştıracak şekilde güç tüketmekte. Bu da sadece 200 Wattlık enerjiye denk gelmekte.

Bu konuda yakın zamanda instagram hesabımızda bir paylaşım yapmıştık:

Bu gezegen ile alakalı bir diğer garip şey ise daha güneş etrafında 1 turunu tamamlayamadan gezegenlikten atılmış olmasıdır. New Horizons uzay aracı Plüton’a doğru saatte 51.500 km hızla giderken bu sırada Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) Plüton’u gezegenlikten çıkartarak onun bizim kendi sistemimizdeki kümesini düşürdü.

Ancak bu ne kadar bir sorun gibi görünse de gerçekte bir sorun değil. Çünkü bizim onu gezegenlikten çıkartmamız ona hiçbir şey kaybettirmedi, o hala güneş etrafında 248 yılda 1 tur atmaya devam edecek. Aksine bu bize yeni bir gezegen kümesi kazandırdı. “Cüce Gezegen” adını verdiğimiz bu yeni gezegen kümesi sadece Plüton’a değil Kuiper kuşağı adını verdiğimiz asteroid kuşağındaki boyutları Plüton’a benzeyen yüzlerce gök cismine daha verildi. Bu da bilimsel çalışmalarımıza büyük bir düzen getirdi.

Peki sonuç? 700 milyar dolara mal olan bu uzay aracı ne işe yaradı? Bir hurda yığını mıydı? yoksa bir mühendislik harikası mıydı? Bu sorunun cevabının tartışılamaz olduğunu hepimiz biliyoruz. O uzay aracı sayesinde sadece Plüton’u tanıyıp güneş sistemindeki en büyük volkanik patlamayı gözlemlemekle kalmadık, aynı zamanda uzaydaki bir karadelikten bile daha derin olan uçsuz bucaksız merakımızı da bir kez daha tatmin ettik. Kendimizi keşfetme konusunda bu uzay aracı sayesinde insanlık tarihindeki en büyük adımlardan birini daha attık.

İçeriğimizi beğendiyseniz paylaşarak bizlere destek olabilir, diğer içeriklerimizden haberdar olmak için bizi  İnstagramTwittter ve Faceboook üzerinden takip edebilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir